Neyin Sesi Ayrılık Hasretinden Dolayı Yanıktır.

Röportaj: Eser Postallı

Rıfat Varol kimdir ve neyle ilk temasından bahseder misiniz? Bendeniz 1982 yılında Bolu Gerede’de dünyaya geldim. İlköğretim ve liseyi Gerede’de tamamladım. Bu dönemlerde zaman zaman Gerede ilçesindeki din görevlileri, hocalarla beraber mevlid toplantılarında ilahiler söylerdik. Musıkiyle tanışmamız, belki ilk temasımız bu şekilde oldu. Onun dışında neyle ilk tanışmam da dershane yıllarında  bir hocamız vasıtasıyla oldu. Neyden ses çıkarmaya çalışırken demden bir ses çıkardı. Yanlış değil ama cılız, demden bir ses çıkardı. O ses çok etkilemişti beni. Sonra Bolu’da müzik marketlere baktım ney almak için ama bulamadım. Sonra yıllar geçti. Üniversite yıllarında Fatih Koca hocamızla tanıştık. Kendisi Ankara Üniversitesinde hocadır. Onunla beraber ney üflemeye başladık 2000’li yılların başlarında. O günden bugüne neyle ilgileniyoruz…

Ailenizde sizden başka musıkiyle ilgilenen kimse var mıydı? Benden başka ailemde musıkiyle kimse ilgilenmiyor. Ama ailemden gelen bir şey var tabi. Kulaklarının sağlam olduğunu düşünüyorum. Kardeşlerimin eğitim almadıkları halde musıkiye iştirak ederken doğru ses bastıklarını görüyorum. Ney’in musıkimizde diğer sazlardan ayrı bir yeri vardır. Özellikle zor çalınan bir enstrüman olduğu inancı vardır.

Bu sazı öğrenmek isteyenlere ne gibi tavsiyeniz olabilir? Ney, ilk başlarken ses çıkarması gerçekten zor bir enstrüman. Tabi neyden istenilen kalite ve letafette ses çıkartmak yılları alan bir süreç. İlerleme sürekli devam ediyor. Önce birinci kademe normal sesler çıkar. Pest sesler birkaç sene sonra çıkmaya başlar. Bütün sesler yıllarca tekamül ederek kuvvetlenir. Ney üflerken parmaklarınıza bakmazsınız. Notayla icra ediyorsanız sadece notaya odaklanırsınız. Parmaklarınız zaten notaları basacaktır. Öğrendikten sonra, sesleri çıkardıktan sonra gerisi biraz daha kolay diye düşünüyorum. İlk başta çok sabır gerektiriyor. Mesela çoğu insan neye bir hevesle başlıyor ama birazcık işin başındayken sabretmesini bilen devam ettiriyor. Gerçi her enstrümanda sabır önemlidir ama ney için biraz daha fazla sabır gerekir.

Geleneksel sanatlarımızda yetişmiş olan bir sanatçıya “el verilir” ya da “icazet verilir”. Size ney için el verildi mi, ustanızdan bahsedebilir misiniz? Bizim üslubumuz Neyzen Emin Dede’den gelen klasik ney üslubu. Bunun devam ettiricisi Neyzen Emin Dede’den sonra talebesi Halil Dikmen Bey ve onun talebesi de Niyazi Sayın hocamız. Bizim üfleyiş tarzımız ve ney yapma tarzımız da Niyazi Hoca’nın söylediği şekilde, en azından gönlümüzde olan o yol. Kaydırma metoduyla ney yapıyoruz. Dolayısıyla o mecradan geliyoruz. Benim hocam bu üsluptan gelen Ekrem Vural ve Fatih Koca. Biz onunla beraber başladık iki binli yıllarda. Sonra İstanbul’a geldiğimizde de diğer pek çok hocamızdan istifade ettik. Ney yapım konusunda da daha çok kendi çabalarımla araştırarak, sorarak bu işi ilerletmeye çalıştım. Nitekim atölyemize gelen hocalarımızla, gerek onların tavsiyeleriyle gerek bizim bir şeylerin farkında olmamızla, bazı hususlarda onlara danışmamızla işimizi geliştirmeye çalışıyoruz.

Siz hem bu işin sanatını hem de zenaatını icra ediyorsunuz. Hem ney açıyorsunuz, hem de ona nefes veriyorsunuz. Biri diğerini destekliyor mu ya da ikisinden birini seçmek isteseniz hangisi olurdu tercihiniz? Şöyle bir şey söyleyeyim: Hiç ney üflemeden ney yapmanın imkanı yok. Belki perdelerin yerini ölçerek bulabilirsiniz ama deneme şansınız olması lazım. İyi derecede ney üflemek lazım ki gerek tiz sesler gerek pest sesleri denemek lazım. Hem neyin kendi arasındaki tutarlılığı hem de evrensel akord açısından doğruluğu çok mühim. Akordu çok önemli neyin, çünkü bir kere yapılıyor. Kamış üzerinde belirlediğiniz noktaları açtıktan sonra artık bunun tam anlamıyla bir geri dönüşü yok. Artık o perde pest midir dik midir… Diğer enstrümanlar böyle değil, her gün akordu yapılabiliyor icracı tarafından. Ancak neyde böyle bir şey yok. Bu nedenle ney yapabilmek için iyi bir seviyede ney üfleyebilmek lazım. Bunun dışında tabii her gün neyle meşgul olduğumuz, ney açtığımız için artık hangi kamışın hangi ölçüde kesileceğini, içinin hangi çapta açılacağını, buna hangi tür baş parenin yapılacağını az çok kestirebiliyoruz ama bazen de doğal bir malzeme olduğu için her kamıştan da istenen kalitede sesler elde edilemeyebiliyor. Biraz da nasip işi. Bendeniz 2004 yılından beri ney açmaya gayret ediyorum. Ney Neva adında bir atölyemiz var. Kamışları temin için bizzat kendim gidiyorum, Hatay, Adana civarına. Daha önce neyleri de kendim kesiyordum kamışlıktan. Artık son yıllarda kesim işi yapan insanlar var, onlardan temin etmeye çalışıyorum. Bir de neyin üfleme kısmı var, başpare… Kaliteli bir ses elde etmek için başpare formu ve malzemesi çok önemlidir. Başpare normalde manda boynuzundan yapılır. Manda boynuzunun temini çok zor. Yalnız  zor da olsa Babam Sami Varol buluyor. Onunla yapmaya gayret ediyorum. Başpare’nin formu neyzenin isteğine göre şekillenmekte ve bazen biraz dik bazen yayvan, üfleme kısmı da birazcık dar ya da geniş olarak istenilen şekilde yapmaya gayret ediyorum.

Açtığınız neylere ciddi bir garanti de veriyorsunuz. “Bizden kaynaklansın ya da kaynaklanmasın ömrümüz elverdiği ölçüde neylerimiz bizim sorumluluğumuz altında olacaktır.” diyorsunuz. Malumunuz, ney bizden çıktıktan sonra aradan yıllar da geçse onu tanıyoruz. Dolayısıyla neyzenle, ney üfleyen kişiyle, bizden ney alan kişiyle birebir irtibatımız oluyor. Arkadaşlığımız, dostluğumuz oluyor. Bu vesileyle dost olarak gördüğümüz için her türlü, onun yanında oluyoruz. Yani o neyden memnun kalmayabilir. Biraz zor ses çıktığını söyleyebilir. Sesinin biraz pest ya da dik olduğunu söyleyebilir. Hemen ya o neyi değiştiriyoruz ya da başka bir baş pare veriyoruz. Olmadı iki üç tane ney veriyoruz, bunlardan hangisini beğenirseniz onu alın. Bu şekilde yapıyoruz. Bizim işimiz dost kazanmak…

Tasavvuf müziği deyince insanın aklına ilk gelen estrümandır ney. Acaba bu sazla uğraşmak insanın hayata bakışını ve yaşayışını etkiliyor mu? Ney diğer enstrümanlar gibi değil tabii. Neyi alıp gidip bir barda icra edemezsiniz. Ya mevlevihanede icra edilir ya dini musıkinin icra edildiği bir ortamda bulunur ya evde gönül bilen dostlarla birlikte icra edilir. Ladini müzik de icra edildiğini görüyoruz ama neyin kendisi mutlaka insanı bir çerçeve içinde tutacaktır. O çerçevenin dışına taşmak biraz zor olur. Dolayısıyla böyle bir güvenceye almış oluyor ney bizi.

Mevlana “Bişnev in ney çün hikâyet mîküned / Ez cüdâyîhâ şikâyet mîküned” der. Sizce neyi anlatır ney? Mevlana’ya göre ney ayrılığı anlatır. Ney binlerce kamışın olduğu bir kamışlıkta bulunuyor. Bunlar akrabaları, arkadaşlarıdır… Arkadaşlarının arasından kesiliyor, İstanbul’a geliyor. Burada birisi orasını burasını delerek ney yapıyor. Usta onun içini açıyor, bağrını delik deşik ediyor. Üzerine perdeler açıyor ve ondan yanık bir ses çıkıyor. Mevlana diyor ki, “Onun bu yanık sesi ayrılık hasretinden dolayıdır.” Onun için ney ayrılığı yaşamış bir enstrümandır. Dolayısıyla yaşadığı ruhu başkasına aksettiriyor ve insanlar bu ayrılık hasretinden etkileniyorlar. Çünkü bu onların da hikayesi. Biz de berzah aleminden geldik. Anavatanımızdan ayrıldık, dünyaya geldik. Bizim de içimizi boşaltıp ney yaptılar. O ayrılığı, o hasreti anmamız ve kavuşma gününe hazırlanmamız gerektiğini ifade ediyor. İşte biz de, çok uzak da olsak, bunu idrak etmeye gayret ediyoruz.

Birçok gençlik merkezi ve meslek edindirme kurslarında ney de gitar ya da bağlama gibi rağbet gören bir saz oldu son yıllarda. Ney’in bu şekilde popülerleşmesinin klasik musıkimiz açısından bir kazanım olduğunu söyleyebilir misiniz? Bu konudaki görüşleriniz nelerdir? Tabii kin ney enstrümanının herkes tarafından bilinmesi, en azından sorulduğu zaman herkesin hakkında bir fikri olması, gençlerin ney üfleyelim diye seçmesi güzel bir hadise. Bu işe diyelim bin kişi başlıyorsa yüz kişisi klasik musıkiyi dinleyeyim diye yola çıkar, dinler. Bunlardan ellisi hakikaten bu işe gönül verir, sever. Belki bu işin daha derin araştırmasına girer. Bir hayat felsefesi edinmiş olur. Yani bu bir kişi bile olsa bir kazanımdır. Bunun dışında, sadece Türkiye’de değil, dünyanın her tarafında neye olan bir ilgiden bahsedebiliriz. Nitekim bugün bize mesaj gönderen, bizzat kendisi İstanbul’a gelip ney alan pek çok insan var. Bunların arasında Amerika’dan, Harward’dan bir tıp profesörü İstanbul’a geldi iki gün önce. Biraz gezecek belki. Bir de ney alıp memleketine dönüyor. Yine İstanbul’da büyük ilgi var. Avrupa ülkelerinden hakeza… Japonya’ya kadar… Bunların hepsine pek çok sayıda ney gönderdim. Bunların içerisinde neyle tanışıp yıllar sonra neyin arkasındaki felsefeyi araştırıp biraz İslamiyet’i araştırıp Müslüman olan arkadaşlarımız da oldu. Hem bizim kültürümüzü başkalarına anlatma hususunda hem de inancımızı başkalarına anlatma hususunda hakikaten neyin ciddi bir rolü var. İnsanlar bizim musıkimizden çok etkileniyorlar.

Peki neyin dini musıki dışında kullanılmasına ve bunun sonucunda ortaya farklı bir müzik formu oluşturulmasına nasıl bakıyorsunuz? Bu ney enstrümanı için bir zenginleşme midir? Neyin bir elektronik müzik içerisinde kullanılması, neyin asıl kimliğini bozmaz. Yani mutlaka neyi, ney gibi üfleyen, neyle klasik musıki icra eden insanlar her zaman bulunacaktır. Ama bunun dışında neyi başka bir müzik içerisinde kullanan insanlar da olacaktır. Burada da insanlar bu neyi duyunca, “Bu da neymiş, ne güzel sesi varmış.” diyerek onları neye yaklaştıran bir etkisi olduğunu da görmek lazım. Neyi bu şekilde kullanan insanlar, ney sadece budur demiyor. Ben bu şekilde icra ediyorum, insanlar bu şekilde de neyi seviyor diyor. Ama asıl ney, klasik ney bu değil. Kendileri zaten bunu ifade ediyor. Dolayısıyla bu da bir zenginliktir, ama başka bir müzik şeklidir.  Klasik ney tavrının gönlümüzdeki yeri ayrıdır tabi.

Bayrampaşa Gençlik Merkezi (BAYGEM)’de de müzik kurslarımız var. Ney kursumuz da oldukça ilgi görüyor. Oradaki öğrencilerimize ve on5yirmi5 okurlarımıza neyle ilgili tavsiyeleriniz nelerdir? Öncelikle bizi dinleme nezaketini gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim. Uzun bir yol; ama hayatlarında her zaman birlikte olacakları bir arkadaş olacaktır ney. Onun dışında hocalarının tavsiyelerine uymaları, bol bol üflemeleri ve güzel ses çıkarmaya çalışmaları… Bu güzel sohbet için biz de size çok teşekkür ediyoruz. Rıfat Varol’un Ney Neva ney atölyesinin bir de web sitesi bulunmakta… Dilerseniz ziyaret edebilirsiniz.
kaynak: http://www.on5yirmi5.com/haber/muzik/sanatcilar/79793/neyin-sesi-ayrilik-hasretinden-dolayi-yaniktir.html

Posted in Basında NEYNEVA.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir